29 Ocak 2013 Salı

Uyanık Ol!!



  • Ölmek, felâket değildir. Öldükten sonra, başına gelecekleri bilmemek felâkettir.


  • Dünyâyı ele geçirmek için âhireti vermek ve insanlara yaranmak için Allahü teâlâyı bırakmak ahmaklıktır.
  • Kâfirlere kıymet vermek, müslümanlığı aşağılamak olur.
  • Bir farzı vaktinde yapmak, bin sene nâfile ibâdet yapmaktan daha çok faydalıdır.
  • Farzı bırakıp, nâfile ibâdetleri yapmak boşuna vakit geçirmektir.
  • Fazladan nafile ibadet yapmaktansa, günahlardan sakınmak daha efdaldir. Tıpkı bir farzın edasının, binlerce nafileden üstün olduğu gibi.
  • Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz.

Benim Gözümle Bak


Sen bana kendi gözünle bakma, benim gözümle bak da biri iki görme! Bana, bir an olsun benim gözümle bak da varlıktan öte bir meydan gör!
Tek Oku

Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.

Ey Müslüman, edep nedir diye sorarsan bil ki edep, her edepsizin edepsizliğine katlanmaktır.

25 Ocak 2013 Cuma

Anne-Baba Hakkı Ve Cehennem


Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir gün ekin sulayan bir kişi görüp,ona selâm vermek istedi. Hemen Cebrâil aleyhisselâm gelip dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Ona selâm verme! Cünkü o kimse Cehennemliktir...
Resûlullah efendimiz (s.a.s) de yüzünü çevirip onun yanindan geçti,gitti.Baska bir gün yine o kisiyi orada gördü.Bu defa selâm vermek istemedi.Fakat Cebrâil aleyhisselâm hemen gelip dedi ki:
- Yâ Resûlallah! Ona selâm ver,hatirini sor,onunla müsâfeha eyle! Cünkü o Cennet ehlidir.
Resûlullah efendimiz (s.a.s) ona selâm verdi, hatirini sordu ve müsâfeha edip geçti gitti.Cebrâil aleyhisselâma sordu ki:
- Ey Cebrâil,bu kişinin hâli nedir? Cebrâil aleyhisselâm dedi ki:
- Yâ Resûlallah,Allah, bu kisiyi babasina ve anasina karsi geldigi için Cehennemlik kilmisti.Ancak bu gece babasi ve anasi ondan râzi olup yüzüne gülerek baktilar.Bu sebeple Allah, onu bağişlayip Cennetlik kildi.

İmam Gazali ve Ölüm


Bir gün öğrencileri İmam'ı Gazâli'ye, "Hocam! Ölüm nedir? Bize anlatır mısın?" demişler.
Velâyet nûru ile ölümünün çok yakın olduğunu sezen İmam'ı Gazâli, "Men lem yezuk, lem ya'rif" yani "Tatmayan bilmez ki! Önce kendim tadayım, sonra size anlatırım" demiş.
Öğrencileri; "Aman hocam! Öldükten sonra sizinle nasıl bağlantı kurarız" dediklerinde,
Gülümseyerek, yalnızca "İnşâAllah" diye cevap vermiş.
Gerçekten aradan çok geçmeden İmam'ı Gazâli ölümü tatmış ve öldüğü gece öğrencilerinin rüyâlarına gelerek,
"Allah dostları sözünü tutar. İşte, bugün ölümü tattım ve sözümü tutmak için rüyânıza geldim" demiş.
"Abdestimi tazeleyip, sabah namazını kıldıktan sonra, yalnızca odama çekildim ve ölüm meleği Azrâil'i beklemeğe başladım.
Lâilahe illallah diye zikir ederken, bir anda odamı nur kapladı ve bütün hücrelerim nur oldu.
Başımı kaldırıp yukarı baktım. O nur'un etkisi ile evimin tavanı cam gibi şeffaf olmuştu. Yattığım yerden yedi kat gökleri, melekleri, Cennet'i gördüm ve Cennet'teki bir melek bana, ya imam! İşte köşklerin, işte makamın diye Cennet'teki yerimi gösterdi.
Cennet'e bakarken, sevgili Rabbim'in İrci'ıy ilâ Rabbik (Rabbine dön) hitabını duydum. O anda ruhum Allah aşkı ile cezbeye gelip, beden kafesinden fırladı ve ben kendimi başka âlemlerde buldum.
Tekrar dünyaya döndüğümde, evimin çevresinde aşırı bir kalabalık gördüm. Onlara, ne var? Ne oldu? Niçin toplandınız? diye ısrarla sorduğum halde hiçbiri ne yüzüme baktı ne de bana bir cevap verdi.
İçeri girdim, hanımım ağlıyordu. Ona da aynı şeyleri sordum ama o da cevap vermeyince, az önce yatmakta olduğum odama girdim ve yerde yatan bedenimi görünce,
Hem öldüğümü, hem de insanların niçin benimle konuşmadığını anladım".
Bazı öğrencileri, "Hocam, yerde yatan bedenimi görünce öldüğümü anladım diyorsun. Peki sen başka, bedenin başka bir şey mi?"
İmam-ı Gazâli gülümseyerek, "İnsanın aslı, özü, gerçek ve kalıcı kişiliği Ruh'tur. Ruhsuz beden, kesilen kol, bacak gibi cansız bilinçsiz et, kemik yığınıdır".
Yine bazı öğrencileri, "Hocam, o daracık, karanlık kabirde Kıyâmete kadar nasıl yatacaksın?"
"Ah yavrum!" demiş. "Eğer kabirler dışarıdan göründüğü gibi dar, karanlık ve sıkıcı olsaydı, Allah dostları birer zindan mahkûmu gibi oraya atılır mıydı?
Ana karnına göre dünya ne kadar geniş, güzel ve aydınlık ise, dünyaya göre kabirlerimiz de çok daha geniş, güzel ve aydınlık" demiş ve sonra,
"Yakınlarım beni kabrimde bekliyor" diye ayrılıp gitmiş.

22 Ocak 2013 Salı

Peygamberimiz (s.a.s) Sözleri


İman iki eşit parçadır. Yarısı sabır, yarısı şükürdür.

Bir anlık tefekkür, bin yıl ibadetten hayırlıdır.

Şeref, edep iledir. Soy ile değildir.

Sonradan özür dilemeyi gerektiren şeyleri yapmaktan kaçınınız.

Haset, ateş nasıl odunu yer yutarsa iyilikleri yer yutar, mahveder.

Mazlumun bedduasından sakınınız. O dua ile ALLAH arasında perde yoktur.


Dostlukta da düşmanlıkta da aşırıya kaçmayın.

Bir gün birisiyle dost olduğunuzda, yarın onun bir düşman olabileceğini unutmayın.

İnsanlara akılları ölçüsünde söz söyleyiniz.

İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olanıdır.

İnsan dilinin altında gizlidir.

Başkalarının kusurlarından bahsetmek istediğin vakit, kendi kusurlarını hatırla. O zaman başkalarının kusurlarıyla alakadar olmaya hakkın olmadığını hatırlarsın.

Kabrimi ziyareti bayrama çevirmeyin.

Münafıklığın alameti üçtür : Konuştuğu zaman yalan söyler, vaat ettiği zaman sözünde durmaz, emanete hıyanet eder.

Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir.

Kim bir kardeşini, bir günah sebebi ile ayıplarsa, o günahı işlemedikçe o kimse ölmez.

Evlat kokusu cennet kokusudur.

Utanmak güzeldir ama kadınlarda olursa daha da güzel olur.
Bilgisizler içinde bir bilgili, ölüler içinde bir diridir.
Sakıvermeyen kendisine verdiğin kıymeti sana nle arkadaş olma.

Babalarınıza iyilik edin ki, oğullarınız da size iyilik etsin.

Siz kendiniz namuslu olun ki, kadınlarınız da namuslu olsunlar.
Bela insanın diline bağlıdır. Bir kimse bir şeyi “yapmam” dedi mi, şeytan her işini bırakıp onu yaptırana kadar uğraşır.

Zengin, çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir.
Bir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha iyi miras bırakamaz.

Cahiller cesur olurlar.

İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun.

Sana emanet edilen şeyi iyi sakla, birinin hıyanetine uğradığın zaman hoş gör ve hıyanete hıyanetlikle karşılık verme.

En büyük düşmanın, iki kaburga kemiğinin arasında olan düşmandır.

Erdemin en büyüğü, seninle ilişkilerini kesene iyilik etmen, senden esirgeyene vermen, sana kötülük edeni bağışlayıp, dost elini uzatmandır.


Hz.Muhammed (s.a.s)

Peygamberim uludur
Abdullahın oğludur
Güzel adı Muhammed
Yolu allah yoludur.
Bastı 6 yaşına
Kıldı tek bir başına
İnci gibi annesiz
Üzüntüler boşuna
Hak dinidir her yası
Dedesiyle amcası
Hemen kanat gerdiler
Büyüdü gül goncası
40 yaşına gelince
Peygamberlik verildi
Allah1dir denince
Putlar yere serildi
23 yıl didindi
Taşı yastık edindi
O bizlerin güneşi
Rabbim son peygamberi

21 Ocak 2013 Pazartesi

Hz.Süleyman ile Baykuş'un Konuşması


Bir gün Hz.Süleyman (a.s)'ın huzuruna bir baykuş geldi. Hz. Süleyman ile baykuş arasında şu konuşma geçti:
-"Ey baykuş ben biliyorum ki arpa, buğday vb. hububat yemezsin, acaba neden?"
"Ey Allah’ın nebisi, Âdem ile Havva o hububatı yedikleri için dünyaya sürüldüler.
Ben de onun için yemem."Baykuş değil sanki koskoca evliya mübarek.
-"Ben biliyorum ki, sen su da içmiyorsun, neden acaba?"
"Ey ALLAH'ın peygamberi, Nuh (a.s)'ın kavmi suda boğuldu. Ben de suya tövbe ettim."
-"Peki, niçin mamur yerlerde değil de harap yerlerde yaşarsın".
"Harap yerler ALLAH'ın mirasıdır, sahipsizdir. Ben insanların sahip olduğu binaya konmam".
-"Harabelerde niçin ötersin?"
"Ey dünya nimetlerine aldananlar, bulunduğum harabeyi görüyor musunuz? Siz de bir gün bunun gibi harap olacaksınız, demek isterim".
-"Peki, evlerin üstünden uçarken ne diye ötersin? Ne demek istersin bununla insanlara?"
"Ey Âdemoğlu yazıklar olsun sana. Arkanda bu kadar isyan ve günah, önünde de bu kadar keder ve bela varken nasıl dünya nimetlerinden lezzet alıp neşelendiğinize şaşarım."
-"Niçin gündüz uyurda gece uyumazsın?"
"Ey ALLAH'ın nebisi, gündüz âdemoğullarının nefislerine uyup zulümlerinin çoğaldığı zamandır. Onlardan kaçarım ki zulümleri bana erişmesin. Gündüz uyurum ki, onların yaptıklarını gözlerim görmesin."
-"Ya sabaha kadar ne zikredersin?"
"Ey insanlar, uykunuzu ve gafleti bırakın artık. Ahiret için tedarik görüp, azık hazırlayın ." Sonra beni yaratan Allahu Azimüşşanı noksan sıfatlardan tenzih ederim."