Zât-ı Hak’da mahremi irfan olan anlar bizi, İlm-i sırda bah-i bî-pâyân olan anlar bizi, Bu fenâ gülzârına bülbül olanlar anlamaz, Vech-i bâkî hüsnüne hayrân olan anlar bizi, Katre nice anlasın, umman olan anlar bizi,“Gel ey bir danecik gaib, gel ey bir danecik mevcut”
24 Kasım 2013 Pazar
Yüzü simsiyahtı!!
Yüzü simsiyahtı. Ama kendisi boyamamıştı ki!Kaldı ki, kalbi bembeyazdı.Buna rağmen onu basite alanlar vardı.Dedi ki:
– Ya Resûlallah, yüzümün siyahlığı cennete girmeme mani midir?– Asla!– O halde beni niçin insanlar hor görüyorlar, kimse bana niçin kızını vermiyor?– Amir bin Veheb’in evine git ve “Resûlullah selamı var, kerimeni bana nikahlamanı emretti” de.Siyah yüzlü genç hemen adrestedir. Kızın yanında babaya selamı aynen tebliğ eder ve teklifi de açıkça anlatır.Baba kızgın, hemen reddeder. Ancak, teklifi dinleyen kızcağız babasını ikaz eder:– Babacığım, vahiy gelir de sonra seni mahcup eder. Ne biliyorsun bu olayı Rabbimin emretmediğini? Efendimiz (sav)’in o emri tebliğ buyurmadığını? Hemen git, Resûlullah’tan özür dile ve beni o gence nikâhla. Resûlullah’ın uygun bulduğunu ben de uygun bulurum.kızının ikazıyla mescide koşan baba özür diler:– Söylediğinin doğru olup olmadığını bilmiyordum. Demek ki doğruymuş. Kızımı verdim. Şu anda nikahlısıdır.
Efendimizin gence emri:– Git, evini hazırla, aile oturacak şekilde döşe.– Benim ev döşeyecek tek dirhemim bile yok!..– Öyle ise Ali’ye, Osman’a, Abdurrahman bin Avf’a git. Onlar sana ikişer yüz dirhem versinler.Uçarcasına gider. Onların her biri, emredilenden fazla yardımda bulunurlar ve sıra çarşının yolunu tutmaya gelmiştir. Bir ev hazırlamak için gerekli para elde mevcut. Hele zevcesi, ümidinin de üstünde bir azizedir âdeta…
Çarşı yolunda hızla giderken kulağına bir ses gelir. Önce anlayamaz, duraklar ve nefesi kesilircesine dinler. Evet, evet yanlış anlamamıştır, doğrudur. Ses herkese ilan etmektedir:– Ey kendini Allah’a asker bilen Müslümanlar!Derhal atınıza binin, cihada yönelin. Ordu mescidin dışında beklemektedir. Siz böyle gün için varsınız dünyada! Düşman ani baskın yapacak!
Şimdi ne olacak?.. Cihada mı gitsin, evlenmeye mi?.. Yönünü hemen değiştirir, demirciler çarşısına gider. İlk işi bir kılıç, sonra bir zırh, daha sonra da bir at almak olur. Elindeki paranın hepsini de harcamıştır. Ama cihad için lazım olan silahını da tamamlamıştır…Sıçradığı atının üzerinde kuş gibi uçar, bekleyen orduya toz duman içinde karışır.– Bu genç, herhalde Bahreyn’den gelen biridir, derler. Ancak onun siyahlığını fark eden Resûlullah Aleyhisselam:
– Sen Saad mısın? buyurur.
– Evet, deyince de dua eder:
– Ceddine saadetler!
Kumlu çöllerden geçilir, tozlu yollardan gidilir ve nihayet düşmanla müthiş bir savaş başlar… Herkes cesaretle ileri atılır. Ama içlerinden biri herkesten de cesaretle atılır; saldırdığı tarafın adamlarını sağa sola püskürtür. Neden sonra meydan sakinleşir, düşman kaçmış, müşrikler yok olmuşlardır. Şehitler tespit edilirken, bir ses:– Allahü Ekber! Evlenmek üzere olan Saad da şehit!Efendimiz onun cesedi başına gelir, mahzun şekilde bakar:– Seni Havz-ı Kevserimin başında bekleyeceğim!Bir hayret nidası daha:– Allahü Ekber!Sonra döner, oradakilere hitap eder:– Kılıcını, mızrağını ve atını alın, kendisini gönüllü olarak isteyen kızcağıza verin. Babasına da deyin ki:– Kızını vermekte tereddüt ettiğin siyah yüzlü gence Allahü Teâla cennet hurilerini lâyık gördü!Ve hayret nidaları birbirini takip eder:– Allahü Ekber! Allahü Ekber!
28 Ekim 2013 Pazartesi
GERÇEK MÜCAHİT, “CANİ” OLAMAZ!
Suriye’de bazı cinayet şebekeleri “Mücahit” maskesi altında,
“Tekbir” getirerek, insanları işkence ediyorlar!
“Tekbir” getirerek, kulak ve burunları kesiyorlar!
“Tekbir” getirerek, insanların başlarını kesiyorlar!
“Tekbir” getirerek, insanları yakıyorlar!
“Tekbir” getirerek, katliam yapıyorlar!
Bu sözde “Mücahitler” tüm bu cinayetleri “İslam” adına işlediklerini dillendiriyorlar.
Peki İslam dininde, işkence yapmak caiz mi? Hayır!
Peki İslam dininde, kulak burun-kesmek caiz mi? Hayır!
Peki İslam dininde, insanları yakmak caiz mi? Hayır!
Peki İslam dininde, katliam yapmak caiz mi? mi? Hayır!
İslam dinine göre bu cinayetleri işlemek, kesinlikle haramdır. Bu gerçekten anlaşılıyor ki, sözde mücahitler, İslam’ı vahşetlerine alet ediyorlar.
Bu cinayet şebekeleri, emperyalistlerin kiralık katilleridir. Bu katiller, gerek işlemiş oldukları cinayetler ve gerekse İslam dinini lekeledikleri için cehennemin en alt tabakasına yuvarlanacaklar. Ayrıca cinayet şebekelerine yardım eden ve destek olanlar da, bu cinayetlerin ortaklarıdır. Allah’ın (c.c.) azap ve gazabına müstehak olacaklardır.
Biz Müslümanlara düşen görev, sözde mücahit maskesi altındaki bu kiralık katilleri ve destekçilerini iyi tanımalı, onların cinayetlerine ortak olmamalı ve İslam’ın lekelenmesine müsaade etmemeliyiz.
Abdullah Serhat
29 Eylül 2013 Pazar
Bediüzzaman Said Nursi'den Altın Sözler
Hiçbir Nur Talebesi yoktur ki, sınıfının en fazîletlisi, en çalışkanı olmasın.
Ya Rabbi, bana ve ihvanıma (kardeşlerime) iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver.
Böyle dehşetli bir asırda insanın en büyük meselesi imanını kurtarmak veya kaybetmek davasıdır..
Sünnet-i Seniye, edebdir. Hiçbir mes’elesi yoktur ki, altında bir nur, bir edeb bulunmasın!
İnsanın Allah'a karşı ubudiyet, vazifesidir. Terk-i kebair takvasıdır. Nefis ve şeytanla uğraşması, cihadıdır.
Evet şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rü'ya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.
Senin gönlünü kıran olursa, "buna benim nefsim müstehaktır" de ve gönlünü kıranın gönlünü hoşnut eyle.
Hased ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki: O hased, hased edeni yakar.
İhlâsı kıracak esbabdan yılandan, akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz.
Baş ile yapılan secde Allah için olursa ibadettir, gayrısı için dalalettir.
Bediüzzaman Said Nursi
Ya Rabbi, bana ve ihvanıma (kardeşlerime) iman-ı kâmil ve hüsn-ü hâtime ver.
Böyle dehşetli bir asırda insanın en büyük meselesi imanını kurtarmak veya kaybetmek davasıdır..
Sünnet-i Seniye, edebdir. Hiçbir mes’elesi yoktur ki, altında bir nur, bir edeb bulunmasın!
İnsanın Allah'a karşı ubudiyet, vazifesidir. Terk-i kebair takvasıdır. Nefis ve şeytanla uğraşması, cihadıdır.
Evet şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rü'ya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.
Senin gönlünü kıran olursa, "buna benim nefsim müstehaktır" de ve gönlünü kıranın gönlünü hoşnut eyle.
Hased ve kıskançlıkta öyle bir muaccel ceza var ki: O hased, hased edeni yakar.
İhlâsı kıracak esbabdan yılandan, akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz.
Baş ile yapılan secde Allah için olursa ibadettir, gayrısı için dalalettir.
Bediüzzaman Said Nursi
12 Eylül 2013 Perşembe
Akıl sahipleri için ibretler vardır..
Kuşkusuz göklerin ve yerin yaradılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde
(dünyanın dönüşünde), akıl sahipleri için ibretler vardır. Onlar ayakta iken, otururken ve
yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler, göklerin ve yerin yaradılışını düşünürler
(ve derler ki:) “Ey Rabbimiz! Sen bunu boş yere (hikmetsiz) yaratmadın. Seni tenzih ederiz,
bizi ateşin azabından koru.” (Âl-i İmran - 190 - 191)
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Bu âyet-i okuyup da düşünmeyene (tefekkür etmeyene) yazıklar olsun! (Müslim)
İşte Kur’an’daki mânevî programlardan biri de bu âyet-i kerîmedir. Bu âyette, “göklerin ve yerin
yaradılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde ve uzayıp kısalmasında nefsin
tutsağı olmayan akıl sahipleri için ibretler vardır” buyuruluyor.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Bir saatlik tefekkür (ibretle düşünme), bir yıllık (nâfile) ibâdetten hayırlıdır. (İbni Hibban)
Bir saatlik (yani bir anlık) düşünme ibâdeti, gafletle yapılan bir yıllık nâfile ibâdetten hayırlıdır.
Çünkü şeytani, dürtülerden, hayâl ve evhamlardan arınarak varlıklar âlemini tefekkür eden
kimsenin gönlü uyanır, îmanı taklitten tahkik (kesinlik) derecesine ulaşır ve gerçek mü’minlerden
olur. Bizler de îmanımızın tahkik derecesine ulaşması için bu âyetin ışığında önce üzerinde
yaşadığımız dünyaya, atmosfere ibretle bakalım ve sonra uzay yolculuğuna çıkalım.
Güneşin uydusu olan dünyanın ekvator çapı 12.756 km. ve toplam yüzey alanı 510.200 milyon km²
olup, bunun yüzde 70,8’i su ve yüzde 29,2’si karalarla kaplıdır.
Dünya saatte 1666 km. hızla 24 saatte kendi ekseni etrafında bir defa döner ve bu dönüşünden
gece-gündüz meydana gelir. Ancak dünyanın ekseni yerküresi ile güneş arasındaki doğruya tam
dik olmayıp 23,5 derece eğik olduğundan, sadece ekvator üzerinde gece ile gündüz her zaman eşit,
diğer yerlerde ise geceler ve gündüzler sürekli uzayıp kısalır. Bizler küçücük bir kaya parçasını
kaldırmada zorlanırken, dünya denilen bu dev kütleyi yaratan, uzay boşluğunda bir yörüngeye oturtan
ve 150 milyon km. uzaklıktaki güneşin çekim gücüne bağlayan Allah, gerçekten sonsuz ve sınırsız
güç sahibidir.
Hataların Silinmesi
Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Allah'ın hataları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile kıldığı şeyleri size söyleyeyim mi? Evet, ey Allah'ın Resulü, söyleyin! dediler. Bunun üzerine saydı:Zahmetine rağmen abdesti tam almak. Mescide çok adım atmak. Bir namazdan sonra diğer namazı beklemek. İşte bu ribâttır. İşte bu ribâttır. İşte bu ribâttır.
Müslim, Tahâret 41, (251); Muvatta, Sefer 55, (1,161); Tirmizi, Tahâret 39, (52); Nesâi, Tahâret 106.
29 Haziran 2013 Cumartesi
Fitneyi Doğuran Sebepler
Fitneyle ilgili hadislerin iki kısımda ortaya çıktığını görmekteyiz. Birinci kısım, kulların iradesi dışında olup tamamen ilahi iradeye bağlıdır. Mesela; güneşin batıdan doğması, Deccal'in çıkması gibi. Bir de ortaya çıkmasında kulların iradesi esas olan fitneler vardır ki, bunlardaki amil, kulun kendisidir. Fitneyi doğuran sebeplerde, kulun iradesi sonucu ortaya çıkacak fitnelerin sebepleri araştırılmıştır.
1. Cehaletin Yaygınlaşması
Ebu Ümame (ra)'nin naklettiği bir hadiste Rasulullah (sav): “Öyle fitneler olacak ki, o zaman kişi mü'min olarak sabahlayıp kafir olarak akşamlayacaktır. Ancak Allah'ın ilim vermek suretiyle ihya ettikleri müstesna “ buyurarak bilgili insanların hiçbir zaman fitnenin tuzağına düşmeyeceklerini haber vermiştir.
2. Alimlerin Bozulması
Abdullah b. Amr b. el-As (ra) diyor ki: Ben Rasulullah (sav)'ı şöyle söylerken işittim: “Allah ilmi insanlardan söküp almak suretiyle kaldırmaz., bilakis alimlerin canlarını almak suretiyle ilmi kaldırır aralarında hiçbir âlim kalmaz da insanlar cahilleri önderler edinirler, onlara sorular sorarlar, onlar da bilgisizce fetva verirler ve böylece hem kendileri sapıtırlar hem de başkalarını saptırırlar. “
Ebu Hureyre (ra)'nin rivayetinde : “İlim öğrenip de onu gizleyen kimse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulmuş olarak getirilecektir” denilirken, İbn Ömer (ra)'in rivayetinde ise: “İlmi, âlimlere karşı övünmek yahut, sefihlerle mücadele etmek, insanların dikkatini üzerine çekmek için öğrenen kimseyi Allah cehenneme sokar” diye belirtilerek âlimlerin taşıdıkları sorumluluğa ve toplum üzerimde meydana getirecekleri kötü tesire işaret edilmektedir.
3. İdarecilerin Bozulması
Enes b. Malik (ra)'in naklettiği hadiste; “Enes der ki: Rasulullah (sav)'a; Ya Rasulullah İyiliği emretmeyi kötülükten sakındırmayı ne zaman terk ederiz? diye soruldu. Rasulullah (sav): “Sizden önceki ümmetlerde meydana gelen şeyler, sizin içinizde de ortaya çıkınca “, diye buyurdu. “Bizden önceki ümmetlerde meydana gelen şeyler nedir? “ dedik. Rasulullah (.sav): İdare küçüklerinizde, zina büyükleriniz arasında ve ilim de düşük insanlarınızda olmasıdır “ buyurdular.
4. Dini Münakaşaların Yapılması
Enes b. Malik (ra)'ten rivayet edilen bir hadiste şöyle denilmektedir: “Din üzerinde münakaşa yapıyorduk, yanımıza Hz. Peygamber (sav) geldi. Bizi münakaşa eder görünce, şimdiye kadar hiç görülmemiş derecede kızdı ve şöyle dedi: “Ey Muhammed'in ümmeti, nefislerinizi bu derece ateşlendirmeyiniz. Bununla mı emir olundunuz? Bundan nehyedildiniz mi? Sizden öncekiler de bu sebepten yok olmadılar mı?Hayrı az olduğu için mücadeleyi terk ediniz. Münakaşayı terk ediniz, zira münakaşa kardeşler arasına düşmanlık sokar. Münakaşayı terk ediniz, zira fitnesinden emin olunmaz. Münakaşayı terk ediniz, zira o (zihinlerde) şüphe oluşturur, amelleri yok eder. “
5. Dini hayatın zayıflaması
Hz. Ali (ra)'nin naklettiği bir hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “Ümmetim şu on beş hasleti işlerse kendilerine bela iner. “ “Onlar nelerdir? “ diye sorulduğunda Rasulullah (sav) şöyle buyurdu : “Ganimet, muayyen kişiler arasında dolaştığı, emanet ganimet kabul edildiği, zekat ceza kabul edildiği zaman, kişi hanımına itaat edip annesine karşı geldiği, arkadaşına karşı iyi olup babasına cefa ettiği zaman, mescitlerde gürültüler yükseldiği, toplumun en aşağılık insanı onlara lider olduğu, şerrinden korkularak ki ile ikram edildiği, şaraplar içildiği, ipek giyildiği şarkıcı kızlar ve çalgı aletleri edinildiği bu ümmetin. soru evveline lanet ettiği zaman ya bir kızıl rüzgar yahut yere batma ve kılık değiştirme gibi bir bela beklesinler.
6. İyiliği Emredip Kötülükten Sakındırmanın Terk edilmesi
Huzeyfe (ra)'nin rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, mutlaka iyiliği emredecek, kötülükten şiddetle sakındıracaksınız., (Eğer bunu yapmazsanız) Allah'ın yüce katından size bir azap göndermesi muhtemeldir. Bu durumda siz O'na dua edeceksiniz fakat O, sizin duanızı kabul etmeyecektir.'
7. Adaletin Terk edilmesi
Abdullah b. Amr b. el-As bir hadisi şöyle rivayet etmektedir: Rasulullah (sav)'ın etrafında halka olmuş oturuyorduk. Fitneden bahsetti ve şöyle dedi: “İnsanları; antlaşmaları bozulmuş, itimat ve güvenleri azalmış gördüğünüz zaman, (parmaklarını birbirine karıştırarak) halleri şöyle karmakarışık olur...”
Hırsızlık suçu işlemesinden dolayı eli kesilmesi gereken bir kadın için, affedilmesine aracı olmak isteyen Hz. Üsame'ye Peygamberimiz (sav): “Allah'ın koymuş olduğu ceza hakkında mı aracılık ediyorsun? “ demiş, sonra da bir hutbe irad ederek “Sizden önceki ümmetleri helak eden, soylu biri hırsızlık yapınca onu bırakmaları, zayıf biri yapınca ona ceza uygulamalarıdır. Allah'a yemin ederim ki, kızım Fâtıma hırsızlık yapsaydı onun da elini keserdim” buyurmak suretiyle, bir toplumun devamı için adaletin ne derece önemli olduğunu belirtmiştir...A.ç
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






