11 Mart 2013 Pazartesi

Eşek Anırınca Namaz Bozulur Mu?:)))

Caamide İmam vaaz verir ve Şöyle devam eder:
“Adamın biri çölde namaz kılacak, eşeği kaybolur. Abdest alacağı su da eşek ile kayıp. Sağa sola bakıp eşeği bulamayınca teyemmüm alır ve namaza durur. Namaza devam ederken birden eşeğin anırmasını duyar. Eşek anırınca, su da eşeğin üzerinde olduğundan dolayı adamın teyemmüm abdesti bozulur.”
İşte burada meşhur cümle söylenir:
“Dolayısıyla eşek anırınca namaz bozulur.”Adamın biri camiye gider. Girer girmez vaaz veren imamın “Eşek anırınca namaz bozulur” ifadesini duyar..Adam yanlış anlar ve böylece konuyu yanlış anlamış ve anlataya başlamış...
Bunu belirtmekte fayda görüyorum her insana Allah cc akıl vermiş..her insan kur-anı kerim'in yarısından çoğunun mealini anlayabilir, hele hadis-i  şeriflerin hepsini anlayabilir..Ne gereği var kulaktan duyma şeylere itibar ediyoruz..
Bugün, tarihte de örnekleri olduğu gibi, bazıları saf bir şekilde, meseleyi bilmediğinden dolayı, dini ölçüleri, Kuran ayetlerini ve hadisleri eksik anlamış ve anlatmıştır..Lütfen  kendimiz araştıralım okuyalım ve anlayalım yanlışlara mahal vermiyelim .
.Selam ve baki dua ile kalın..


9 Mart 2013 Cumartesi

Baykuşlar ve Nuşirevan

Adaletiyle meşhur İran hükümdarlarından Nuşirevan tahta geçtiği ilk yıllarda, halka karşı o kadar zalim ve gaddarca davranmış, o kadar zevk-ü sefasına düşkünmüş ki, millet artık canından bıkar hale gelmiş, en ufak ses çıkaran olsa kellesi gidermiş. İşte bu zalim hükümdar Nuşirevan, bir gün maiyetiyle beraber ava çıkmıştı. Yanında gayet zeki bir de veziri vardı. Avlanırken bir ara diğerlerinden ayrılan hükümdar, yanında veziri olduğu halde bir suyun başına varıp atından indi ve bir müddet istirahata çekildi. Yeşillikler üzerinde otururlarken, iki baykuş gelip yakınlarına kondu ve ötmeye başladılar. Baykuşların o nağmeleri Nuşirevan'ın hoşuna gitmiş olacak ki, vezirine: -İnsan şu kuşların dilinden anlasa da ne dediklerini bilse... Kimbilir bu kuşlar şimdi neler söylüyorlardır? dedi. Vezirin, derdini anlatması için büyük fırsat doğmuştu:-Sultanım ben bu kuşların ne dediklerini biliyorum. Eğer müsaade eder ve beni bağışlarsanız, bu kuşların ne söylediklerini size bildireyim, dedi. Nuşirevan, hayretle: -Gazabımdan emin olabilirsin, anlat, dedi. Vezir: -Sultanım affınıza sığınarak arzediyorum. Bu kuşların birisi, diğerinin kızını oğluna istiyor. Öbürü de; tabiiyeti icabı kızımı sana veririm, yalnız başlık parası olarak bir harabe isterim, diyor. Oğlanın babası ise bu halinden memnun vaziyette; deliye bak, Nuşirevan hükümdar olduğu müddetçe, ben sana bir değil on harabe veririm. Yeter ki sen kızı oğluma ver diyor. İşte padişahım kuşların konuştukları bundan ibarettir, dedi. Nuşirevan vezirinden memnun olmuştu, ne demek istediğini anladı ve doğruca avdan sarayına dönerek, o andan itibaren hal ve vaziyetini tamamen değiştirdi. Öyle adil, öyle halkını gözetir oldu ki öleceği zaman Nuşirevan'ın memleketinde bir tane harabe kalmamış, her yer mâmur ve müreffeh olmuştu....

Serveti ile Övünmek!!!


    Harun Reşit ile Şakik-i Belhî Hazretleri sohbet ediyordu. Bir ara Hazret:
    - Ey Halife! Farz et ki büyük bir çölde kaybolmuşsun. Susuzluktan ölmek üzeresin. O anda birisi gelip elindeki su dolu kırbayı sana satmak istese kaç para verirsin? diye sordu.
    Halife gülerek:
    - Ne kadar isterse veririm, dedi.
    - Peki, o suya karşılık servetinin yarısını istese verir misin?
    - Veririm.
    Hazreti Şakik, "Doğru söyledin" dedi ve devam etti:
    - Ey Halife! Diyelim ki servetinin yarısı ile o suyu alıp içtin ve bir müddet daha yaşama imkanı buldun. Fakat az sonra içtiğin suyu çıkarman gerekir. Ama buna muvaffak olamasan, bütün uğraşmalarına rağmen idrarını yapamasan ve adeta ölecek hale gelsen, o anda yine birisi karşına çıkıp: "Seni tedavi edebilirim, ancak servetinin öbür yarısını isterim" dese, ne dersin?
    Halife hiç düşünmeden:
    - Elbette razı olurum, dedi.
    Bunun üzerine Şakik-i Belhî:
    - Öyleyse Ey Emirü'l Mü'minin! Önce içtiğin, sonra da idrar yolu ile dışarı attığın bir yudum su kıymetinde bile olmayan servetine sakın güvenme! Hiç kimseye karşı mal, mülk ve servetinle övünme, buyurdu...
   Evet, insan gelirken beraberinde olmayan, giderken de beraber götüremediği servetine güvenmemeli, yıkılabilir dünyada kazandığı gibi her an kaybedebileceğini de unutmamalı, servetin kendisini değiştirmesine fırsat vermemelidir. Bir deprem, nice mamureleri bir anda virane haline getirebilir....

1 Mart 2013 Cuma

Şu Üç şey İnsan'a Fayda Verir!!!


Üç sey bir kimsede bulunursa,imanin tadini alir :
1- Allah'i ve Resulünü her seyden çok sevmek,
2- Sevdigini Allah için sevmek,
3- Küfre düsmekten,çok korkmak.
Ramuz :S/259


Şu üç sey, imanin esasindandir :
1- Kelime-i Tevhid,
2- Cihad,
3- Kadere iman.
Ramuz : S/259


Şu üç sey üzerine yemin ederim :
1- Sadakadan dolayi,asla mal eksilmez,
2- Affedeni Allah aziz eder,
3- Dilenene Allah fakirlik kapisini açar.
Ramuz : S/260


Üç seyi olmayan,Allah'tan ve benden uzaktir :
1- Hilm
2- Güzel ahlak
3- Vera (Haramdan son derece kaçinmak)
Ramuz : S/261


Seçkin kulun vasfi üç'tür :
1- Yalniz Allah'a kul olur,
2- Gönül hoslugu ile Zekâtini verir,
3- Nefsini tezkiye eder,temize çikarir.
Ramuz : S/262


Üç sey veya bunlardan biri kimde varsa,
diledigi kadar Huri kizi ile evlendirilir :
1- Gizli ve kiymetli emaneti sahibine veren,
2- Katil'i affeden,
3- Her namazdan sonra On defa iHLAS okuyan.
Ramuz : S/262


Allah, üç kimsenin yüzüne bakmaz :
1- Izarini sürüyerek yürüyen kibirliyi,
2- Verdigi$eyi basa kakani,
3- Malini yalan yeminle satani.
Ramuz :S/265


Üç kimse şeytan ve avanesinden korunur :
1- Allah'i geceli gündüzlü zikreden,
2- Seher vakti istigfar eden,
3- Allah korkusundan aglayan.
Ramuz :S/266


Üç kisiye Allah Cenneti Haram etmistir :
1- içkiye devam edene,
2- Ana-Babaya asi olana,
3- Ailesini korumayan=Deyyus'a.
Ramuz :S/269


Allah Tealâ üç seyi sevmez :
1- Kur'an okunurken konusmayi,
2- Yüksek sesle dua etmeyi,
3- Secdede dirsekleri yere yaymayi(Erk).
Ramuz :S/589


Ümmetin için en çok su üç seyden korkarim :
1- Nefsi hevanin delaleti,
2- Midenin istegi ve şehvete tabi olmak,
3- Dini husularda kendini begenmislik.
Ramuz :S/21

25 Şubat 2013 Pazartesi

Eyvah Kul Hakkı ve Cennete Girmek

Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: 
Resûlüllah (s.a.v.) ile beraber bulunuyorduk. Bir ara azı dişleri görülecek şekilde gülümsedi. Sebebini sorduğumuzda şöyle buyurdular: 
-Ümmetimden iki kişi Allâh'ın huzuruna gelirler. 
Birisi,
-Yâ Rab, benim bunda hakkım var; hakkımı bundan al, bana ver, der. 
Allah Teâlâ da ötekine,
- Hakkını ver, buyurur. 
Adam, 
-Yâ Rab, bende sevap nâmına bir şey kalmadı, der. 
Cenâb-ı Hakk,
-Baksana, bu adamın sevabı kalmadı, ne dersin? buyurur. 
Adamcağız,
- O halde benim günahlarımdan alsın, der. 
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bunu anlatırken gözleri yaşardı ve, 'O gün büyük bir gündür. İnsan; günâhının alınmasını ister' dedi. 
Bunun üzerine Allah Teâlâ hak sahibine,
-Başını kaldır ve cennete bak, buyurur. 
Adamcağız,
- Yâ Rab, inci ile işlenmiş, gümüşten ve altından köşkler görüyorum. Bunlar hangi peygamber, hangi sıddîk veya hangi şehitler içindir? der. 
Allah Teâlâ,
-Bunlar, bana ücretini verenler içindir, buyurur. 
Adamcağız,
-Bunların hakkını kim ödeyebilir? der. 
Hz. Allah,
-Sen istersen bunlara sahip olabilirsin, buyurur. 
Adam, 
-Nasıl olur, yâ Rab? deyince, 
Cenâb-ı Hakk, 
-Hakkını bu adama bağışlamakla, buyurur. 
Adam, 
-O halde ben bunu affettim, der. 
Allahü zû'l-Celâl hazretleri de, 
-Arkadaşını al, beraberce cennete girin, buyurur. 
Sonra Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz, 
'Allah'tan korkun, Allah'tan korkun ve siz de kendi aranızı düzeltin. Bakınız, bizzat Hazret-i Allah mü'minlerin arasını buluyor' buyurmuşlardır.

24 Şubat 2013 Pazar

Musa'nın Doğuşu-Firavunun Çöküşü


Firavun'un kahinleri, saltanatı yıkacak çocuğun dünyaya geldiğini kendisine haber verdiler. Firavun ölmemek için öldürmek sevdasına kapıldı. O sene dünyaya gelen erkek çocuklarını, kılıçtan geçirtmeye başladı.  Cellatlar; sokak sokak, ev ev dehşet ve ölüm saçıyorlardı.
Kadının biri, doğum sancıları başlayınca, mağaraya vardı ve çocuğunu orada dünyaya getirdi. Çocuğunun, gözünün önünde öldürülmesinden korktuğu için orada bırakarak evine döndü. Mukadderatı ile başbaşa kalan çocuğu, Cenab-ı Hakk'ın emriyle, Hz.Cebrail besleyip  büyüttü.
İlk fırsatta mağaraya koşan kadın, çocuğunu hayatta bulunca sevindi, onu emzirip doyurdu ve tekrar evine döndü. Günler  böylece geçerek küçük büyüdü ve sonunda Hz.Musa'nın kavmini, altından buzağıya taptıran kimse bu çocuk oldu. Adı Musa.
Samira kabilesine mensup bulunduğu için, kendisine Samiri lakabı verilmiştir. Asalet olmayınca, Cebrail aleyhiselamın verdiği  gıdaya ihanet etti.
Diğer bir Musa da Allah'ın Kelimi, Peygamberi ve Firavun'un helakinin zahir planda sebebi oldu. Cenab-ı Hakk, onu Firavun'un sarayında ve kucağında büyüttürdü. Hz.Musa'nın annesi, kalbine gelen bir ilhamla oğlunu bir sandık içine koyarak Nil'in akıntısına bıraktı. Nil'in kıyısında yapılmış sarayının balkonunda, karısı Asiye ile birlikte oturmakta bulunan Firavun, nehirden gelmekte olan sandığı yakalatıp açtırdı. Derhal, içinden çıkan küçük Hz. Musa'yı öldürtmek için emir verdiyse de Asiye buna mani olarak:
- Benim için de, senin için de bir göz bebeği! Onu öldürmeyin. Olur ki, bize faidesi dokunur, yahut onu evlat ediniriz, dedi.
Netice itibariyle Firavun'un büyüttüğü Musa; Peygamber oldu ve Firavun'un saltanatını yıktı. Bir Arab şairi, aslet olmayınca terbiyenin fayda vermeyeceğini dile getiriken:
Fe Musa'llezi rabbahü Cibrilü kafirün
Ve Musa'llezi rabbahü Fir'avnü mürselü
demiştir. Yani": (Asalet olmadığı için) Cebrail'in büyüttüğü Musa kafir oldu ve (asil bir soya sahip olduğu için) Firavun'un beslediği Musa ise Peygamberdir"

20 Şubat 2013 Çarşamba

Düşündüren Sözler


Kapanmayan tek yara vicdan yarasıdır.
Publilius Cyrus

Vicdan azabı, insanın içinde bir cehennemdir.
Byron 


Gelecekte doktorların hastalarına yazacakları reçete, müslümanların kıldığı namaz ve tuttuğu oruç olacaktır.
George Bernard


Öfkenin başlangıcı çılgınlık, sonu pişmanlıktır.
Thomas Carlyle

Kızan bir kimse, aklı başına gelince bu sefer de kendisine kızar.
Publilius Cyrus

Öfkenin ateşi önce sahibini yakar, sonra kıvılcımı düşmana ya varır, ya varmaz.
Sadî
En büyük mutluluk bir başkasını mutlu etmektir.
Victor Hugo

Cehennem azabına karşı iyiliği kendine siper edin.
Yusuf Has Hacip


Basit insanlar, sahip oldukları nimetin kıymetini, elden çıkmadan bilmezler.
Sophokles