Zât-ı Hak’da mahremi irfan olan anlar bizi, İlm-i sırda bah-i bî-pâyân olan anlar bizi, Bu fenâ gülzârına bülbül olanlar anlamaz, Vech-i bâkî hüsnüne hayrân olan anlar bizi, Katre nice anlasın, umman olan anlar bizi,“Gel ey bir danecik gaib, gel ey bir danecik mevcut”
9 Ocak 2013 Çarşamba
İYİ NİYET
İYİ NİYET GÜZEL DÜŞÜNCE
İnsan çoğu zaman niyetinin neticesini bulur, kalbinde beslediği düşüncesine göre muamele görür.
Bunun için daima güzel düşünmeli, iyi niyet ve maksat içinde olmalıdır.
Eski milletlerden olan İsrail oğullarından bir fakir adam vardı. Gönlü herkese iyilik etme arzusuyla doluydu. Ne zaman bir fakire yardım etmek, bir hayırlı yere hizmette bulunmak istese, bir de bakar ki bunu yapacak maddi imkanı yok, üzülür, kederlenir, mahzun şekilde kalırdı.
Bir gün çevrede bazı aç kimseler gördü, onlara yardım edememenin üzüntüsü içinde yoluna devam ederken, yolun kenarındaki bir kum yığını dikkatini çekti:
-Ah, dedi, keşke şu kum yığını kadar unum olsa da şu insanlara versem, karınlarını doyuracak ekmek pişirip yeseler...
Onun bu niyeti Allah yanında makbul bir dua ve niyet oldu. Rabbimiz, zamanın Peygamberine şöyle vahyetti:
-git, o fakir, fakat iyi niyetli kuluma bildir. Aç kimselere vermeyi niyet ettiği kum yığını kadar unu onlara vermiş gibi kabul ettim, amel defterine de böyle bir hayır yapmış sevabı yazdırdım.
8 Ocak 2013 Salı
Kar ve Allah'ın Mucizesi
Harika sanat eseri kar taneleri her bir kar kristali, gök yüzünden inen muhteşem bir tablo kadar sanatlıdır ve su zerrelerinden meydana gelen bu tablolar, yine bir su zerresinden yaratılan insanoğluna yaratıcısını göstermeye kafidir.
Bu kadar çok kar kristalleri arasında mutlaka benzer birkaç tane bulunabileceğini zannedebilirsiniz. Fakat insanların parmak izleri gibi, hiçbir kar kristali de bir diğerinin aynı değildir.
Yağmur ve kar,fırtınalı havalarda dahi yağarken birbirleriyle çarpışmaz.Eğer çarpışsalar yeryüzüne gelinceye kadar dev kütleler oluşturup bizlere zarar vereceklerdi.
Bilim adamları 24 bin kar tanesi üzerinde yaptığı araştırmada hiçbirisinin birbirine benzemediğini ve hepsinin harikulade motiflerle süslendiğini görüyor ve sonunda şu kanıya varıyor. dünyanın yaratılışından bu yana yağan kar tanelerinin hiçbirisi birbirine benzemiyor.
Göklerde ve yerde kim varsa O'ndan ister.O,her an yeni bir iş ve oluştadır.
RAHMAN SURESİ
O birşeyi istediğinde,buyruğu sadece şunu söylemektir."OL!"Artık o,oluverir.
YASİN SURESİ
7 Ocak 2013 Pazartesi
Gençlik Şiiri
Gençliğe Hitabe
Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre... Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet... İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet... Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'ân'ında 'belhüm adal-hayvandan aşağı' dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü? .... Son yarım asır! .. İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedî helâke mahkûmiyet... İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilâkı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik.....
Yakın Olmak
Bir insana hayatındaki en önemli şeyin ne olduğu sorulsa buna ne cevap verir? Önemli olan evi mi, ailesi mi, yoksa işi mi? Ya da bunların dışında bazı idealleri midir?
Ancak cevabı her ne olursa olsun unutmamalı ki, onun için en önemli olan şeyden çok daha önemli ve belki de unuttuğu bir konu var...
Bir insanın hayatındaki en önemli konu, kendisini yaratan ve sahip olduğu herşeyi veren Allah'ı tanımak ve O'na yakın olmak için gayret etmektir...
3 Ocak 2013 Perşembe
İbret Olsun
İki Gün Üst
Üste Aynı Yemeği Yedim Diye Eşine Bağıran Erkeğe,
Annesinin
Hazırladığı Kahvaltılığı Beğenmeyip Çöpe Atıp Okul Kantinine Dadanan Öğrenciye,
Evine
Çalışıp Getirdiği Erzağa Bakıp Burun Kıvıran Ev Hanımına,
Önüne
Getirilen Yemeği Bağıra Çağıra Zorla Yiyen Evlada
Lüks
Lokantalarda Tabağındaki 150 gr. Ete Dünyanın Parasını Ödeyenlere,
Şu Anki
Haline Şükretmeyip İsyan Edenlere, Her Zaman Daha Fazlasını İsteyenlere,
İnsan Olmayı
Unutan Fertlere Bir Ders, Bir Nasihat, Bir İbret Olsun..
2 Ocak 2013 Çarşamba
Yılanın Peygamberimize Olan Aşkı
ALLAH Resulü Ebubekir ile beraber mekkeli müşriklerden kaçarken sevr mağarasına sığınmışlar.
Hz.Muhammed(s.a.v.) sevr mağrasında Hz.Ebu bekirle dinlenmeye çekilmiş.Hz.Muhammedin uykusu gelmiş.'Sen uyu ya resulallah'demiş Hz.Ebu bekir.Hz.Ebu bekir Peygamberimizi yılanlardan korumak için hemen sarığı ile mağaradaki delikleri kapatmış;yetmeyince ellerini ayaklarını kullanmış .O an bir yılan Hz.Ebubekir'in ayağını ısırmış.
o an acıdan gözünden yaş gelmiş ve Hz.Muhammed'in gözüne damlamış.Uykusundan uyanmış Resulallah.''Ne oldu ya Ebubekir''demiş.'Birşey yok ya rasulallah.''Ne oldu ya Ebu bekir''.Birşey yok ya rasulallah.demiş ve acıya dayanamayıp bayılmış Hz.Ebu bekir.Delikten başı gözüken yılana seslenmiş rasulallah.''Hz.Ebu bekir benim arkadaşımdır.sen nasıl onu ısırırsın demiş rasulallah.yılan''senin geleceğini Hz.isa dan duydum,bana'Ahmet adında bir peygamber gelecek ,sevr mağrasında konaklayacak'dedi.Ben senin adına aşık oldum ya rasulallah,demiş yılan.600 yıldır bu mağarada bekliyorum.senin o mübarek yüzünü görmemi Hz.Ebu bekir'in ayağı engel oluyordu ya rasulallah demiş, yılan.Hz.Muhammed yılanı affetmiş.Hz.Ebubekirin ayağına elini sürmüş ve ayağı iyileşmiş.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




